Diyeceklerim Bu Kadar Değildi Ama...

By Osman Ayas - Aralık 07, 2018



                Cahilmişim. Eskisinden farklıymışım gibi yazdığım her şey bunu gösteriyor. O yüzden, yine cahilim. Cehaletim üzerine tespitlerimi yazıyorum, kısmen doğru, ama gerçek yine yok. Bugün de cahilim. Sanıyordum ki ben bir şeyleri değiştirirsem yaşadıklarıma sebep olan diğer paydaşlar da farklı yaklaşır. Mesela kızarak anlatırsam suçlu hissederler diye “lan’lı lun’lu” cümleler kurmuşum. İncelik göstermiş şiirler yazmışım. Kendimi haklı göstermek için lehime ne varsa onları yazmışım yahut aleyhime olanları yazıp özür dilemişim. Şimdi ise yaptıklarımı yazıyorum. Hala cahil sayılırım. Ay ve Güneş tutulmalarının bilimsel tespiti yapılmadan önce insanların bu olayları Tanrı’nın gazabı sanması gibi; bakmışım ama görmemişim. Dünya’ya düz görünce tepsidir, eğiklik görünce kubbedir demişim. Şimdi ise Dünya üzerine yaptığım yanlış

                Gerçek olan gizlidir çünkü. Gerçekliği bilmek; bir medenin keşfini, maden ocağının araştırılmasını, ocağın kazılmasını, madenin çıkarılmasını, temizlenmesini, işlenmesini ve edinilmesini içerir çünkü. Bir fikir madenin ilk keşfidir başta, kitap ve gönüller maden ocağıdır, okumak ve süzgeçten geçirmek kazıdır, ortaya çıkarılır, savunulur, edindirilir ve gerçek bilinir. Meşakkatli bir iştir anlayacağın. Konuya hiç dönesim gelmiyor, konu benim davranışım olunca ama bu öz eleştirileri yapamazsam öz gerçeğimi bulamam. Öz gerçeğimi ise yaptıklarımın maden ocağından, gönlümle kazıp, tam ortaya bırakmam gerekir ki gerçeği insanlar görsün, insanlar sizi size anlatır. Hem ilmimi de görmem gerek bu sayede, ilim insanın ta meni iken bildikleridir.  Bir araba olduğumu ve sevmenin de tekerleklerim olduğunu düşünürsek; çok hızlı gittiğimde (çok sevdiğimde) “işte aksine dönüyor gibi görünüyor, sanırım haddinden çok sevdim ve nefret oldu” diyemem. İşbu araba kaç beygirdir, ne yakar, ne kadar hız yapar, nasıl yapar, hedefi neresidir ve nerden yola çıkmıştır gibi sorularım var üzerimde. En önemlisi ise doğru yolu bulmaktır.

Fıtrat ile sevmek (hızlı gitmek), sebebiyle sonucuyla irdelemeyi gerektirir. Ne kadar hızlı gidersem o teker aksine döner gibi gözükür, kaç km/saat hız yaparsam ceza alırım bilemem. Bir arabaysam hız yapmak fıtratımda vardır, yapılış amacımda vardır bu. Sevmenin yaradılışımda olduğu gibi. Bir pist olur, trafiğe kapatırlar yolumu işte o zaman güvenle döner de dönerim ama legali yoksa da illegali olur illaki bir insan fıtratının. İllegal şeylerin ilk savunmasıdır bu. Evlilik sevginin membaıdır fakat bekarların gönlüne taş bırakamaz bir kitap. Bıraksa bıraksa sevenin etrafına dert bırakır ki o da “bunu nasıl legalleştiririz” olur. Kim desin ki günahlar imanı ölçer, kim demiş içki içen zındıktır? Günahlar da insan için, ölüm de ve fakat çözüm de. Haddine hukukuna gem vuramazsın bir volkanın. Volkan patlar ve etrafında ev varsa zarar gelmemesi için tahliye edersin. Volkan patlarken kapıyı bacayı kilitlemektir ileri giden arabanın tekerindeki aksini görmek. Ben insan olarak fıtratımın gereklerini yerine getirir ve severim. Allah’ın insana verdiği tedbiri ise ailedir. Aile de kime sorarsan sor mukaddestir.

Aynı olduğumu kabul ediyorum cahil kalmamak adına ve “artık cahil değilim” de diyemem, yine cahil kalmamak adına zira bilgelik de cahillik de insanın öz ilmine bağlıdır, değişmez. Bütün yazdıklarım, bu da dahil, benim aciz ilmim kadardı. İlim ise matematik, biyoloji değil ahlaktır önce. Öyle ki matematik, biyoloji, kimya ve fizik metafiziksel bir iyiyi tartamaz. O ilimdir ki 19 yaşında ölümü de ayrılığı da tarttırır adama; hatta elli dirhem de fazla gelir ayrılık.

https://www.facebook.com/sesibuzusesice/videos/1947224068658540/

  • Paylaş:

You Might Also Like

0 Cevap