Cevdet Amcayı Yiyen Kurdun Dışkısıyla Büyümüş Domates Sayesinde Doğan Mecnun'dan Leyla Bir Selam Bekliyor

By Osman Ayas - Ekim 22, 2018


                İnsanlığı ve beraberinde tüm canlılığı yutan, sindiren ve sonraki vakitlerin insanlarına, canlıların tümüne bir biyolojik yem olarak verip döngüyü sağlayan zaman; kelimeleri de yutuyor. Bu sadece biyolojik değil yani. Kelimeler de tek müstesna değil. Gördüğümüz her şey gibi, kullanılan dil de fikirler de tarihlerde eriyip tarihlerde doğuyor. Deniz dalgası gibi. Ölüp çekiliyorlar, yok oldu sandığımızda, tam da buhar oldu dediğimizde, gökten bir damla beliriyor. Artık aynı deniz suyunu göremiyoruz belki ama biliyoruz ki o hidrojenler ve o oksijen artık başka bir birleşimle yine bir yerlerde olacak. Dilimiz, derdimiz, anlamak isteyen beynimiz de aynı. 50 yaşına gelince, babamızın 50 yaşındayken söylediği sözü daha iyi anlıyor; bunu tasdikliyoruz. Bir düşünceyi o an denk gelen başka bir düşünceyle 2ye 1 oranında birleştirmiyoruz tabi bunun bir formülü de olamaz ama değişim aslında belirli kombinasyonlarla işliyor, sistemden dışarı çıkmak yok. Daha da garibi; dünyada düşünülmemiş hiçbir şey yok bu konuda. Taşralı bir çobanın felsefesini köyünde matbaa bilinmediği için duyamıyor oluşunuz sizi bir tanınmış felsefecinin iyi bir felsefeci olduğuna ikna eder. Konunun adı değişir, istenenin adına yüz yıllar sonrasında denge dersiniz belki, mutluluğun şekli bir telefona endekslenmiştir artık. His, tepki, doğum, ölüm vs. vs.; hiç değişmez. Adı değişir; Osman, kurbağanın ciğerinde bir hücre, çiçek tohumu… Sense sadece toplama bir organizmasın. Ne iyi etmiş şu hücrelerin.

                Tüketilmiş, kaybolmuş ama aramızdaki kelimelerle aşık olmak istemiyordum.
                Tanımı olmayan ve dünyanda ancak “şey” denebilecek biri için fazla;
                Özür dilerim ki hala benden somutluk bekliyorsun,
                Üstelik kendimi bi’ şey sanıyorum.

                Kaybolmak üzereyim belki ama o da engel değil.

  • Paylaş:

You Might Also Like

0 Cevap