Başlıktan
ya da biraz daha irdelerseniz yazının devamında aşağı yukarı ne görüşten
olduğumu bilirsiniz. Bunlar size saçma gelse de saçma demeyecek kadar adil olun lütfen sadece. Anne ve babamı seçemedim ben de siz gibi ve biliyorum ki
anne ve babalarımız da bu düşünce yapısını etkileyen kültürlerimizin içinde
doğmayı tercih etmeden içine doğdular.
Kimseye
neden şu görüştensin diye sorulmaz bence. Çünkü insanın fikir yapısı da en az
memleketi kadar kimliğidir herkesin. Yahu sen de bizden olsana demekle, sen de İzmirli
ol demek arasında bir fark da yok bu yüzden. Tabi bunlar da her yazdığım gibi bence tabi; herkesin savunmasını da isteyemem bunu. Çünkü benim dediklerimi sevmenizi
istemem dahi “sen bana muhtaçsın, bak ne kadar avel fikirlerin var, al sen de
bunu kullan” demek gibi olur. Demokrasi temelde bunu hedefler belki de ve belki
en güzel yönetim anlayışıdır sizce ama bence başaramaz bunu. Bizler farklı
toplumların bir araya gelmesiyle oluşmuş melez ve asil görüşlerden ibaretiz.
Yani sanmayın ki Konyalılarla İzmirliler şu son yüzyıldır anlaşamıyor. Hayır,
Tunceli bundan 5 yüzyıl öncesinde de aynı tutumdaydı, tek fark üniversitelerde
nasıl komünist olunur sorusunun cevabını bulan çocukları bu toplumu iyice kuzeye doğru
itti bu yüzyılda. Tabi ki sorgulanamaz bu da. Tabi ki sorgulanamaz kimin ne
olduğu. Dünya üzerinde kimsenin seçemediği sadece içine doğduğu milyon farklı
kültürden birindenim diye yobaz olamam. Ya da kimse benim kültürümden bir
kadına şort giydi diye bırak darp etmeyi yan gözle dahi bakamaz.
Anlattığım
konulardan dolayı Osmanlı Devleti bazı önlemler alarak ülkeyi bir eyalet
sistemiyle yönetmiştir aslında. İlk okulda pek demokratik olarak tanıtılmayan Osmanlı
bence asıl demokrasiyi bulup, bunun sayesinde yüzyılları sadece birkaç isyanla
atlatmıştır. Mahallelere dahi olsa ayırarak başarmışlardır bunu. Şimdi kulağa ne
kadar bölücü gelse de benceler ve sencelerin karşılaşmayacağı ortamlarda
yaşamanın huzuru asıl özgürlük değil mi? 2 Konyalı bir araya gelince ne kadar İzmirli gibi
konuşmasa konuşmasın, ortamda bir İzmirli yoksa neden kavga çıksın? Bu fikrin
ilk başta bölücüymüşüm gibi geleceğini biliyorum ama kültürleri korumak da
huzurla yaşamak da buna bağlı. Ne kimsenin beni değiştirip bir Malatyalı
yapmasına, ne de birini değiştirip Sivaslı yapmaya ihtiyacım var. Tabi ki İstanbul gibi,
Diyarbakır gibi, İzmir gibi, Selanik gibi karma yerlerde bu fikir karşılaşmaları
yaşanacaktı Osmanlı zamanında da. İşte o zaman hoşgörü devreye giriyor. Zaten
farklı alanlarda yaşayan toplulukların birbiriyle herhangi bir davası olmadığı
ve kendi kanunlarıyla yönetildikleri için bir çatışma beklenemez bu devirde.
Bir gün
bu yazımı alıp karşıma çıkabilecek insanın bu konuyu herkes gibi benden daha
iyi bildiğini düşündüğünü biliyorum. Hep öyledir, herkes en iyisini bilir ama
ben herkesin en iyisinden bahsediyorum. Bir kişinin iyi bildiklerine herkes saygı
duymalı; "sence öyle ama bence bu" deyip geçmeli en azından. Mümkünse tartışmalardan dahi kaçının, sonunda kavga çıkabileceğini
düşünüyorsanız tabi. Çünkü herhangi bir kültür karşılaştığında masadan kavga
ile ayrılırlarsa sonraki masaya oturuşun konusu; bir önceki oturumda ilk kim vurdu, niye vurdu, kim
küfretti gibi konular olacaktır. Mümkünse aynı alanlarda yaşamayın ama
bağlarınızı da koparmayın. Siyaset aranızdaki en büyük “masadan kavga ile
kalkma” sebebiniz olacaktır. Kimse sizi siz kadar düşünmez ve karşınızdaki
ister sağcı olsun ister solcu, ne kadar farklı olsak da sadece davamız farklı
aslında. Yani ülkümüz haricinde sinirleniş şeklimiz, sinir olduğumuz şeyler,
şefkatimiz, sarılışımız ve kesinlikle ağlayış şeklimiz aynı.
Tarihte
ne yaşanmışsa yaşanmış deyip öpüşün barışın diyecek halim yok ama kötü bir
yanını görseniz de daha çok iyiliklerini gördüğünüz partilerinizi, kalıplaşan
görüşlerinizi savunmanıza da gerek yok çünkü kötüye vefa duyulmaz. Herhangi bir kutba sokacaksanız
kendinizi tabi ki özgür iradenize saygı duyulacaktır ama herhangi bir kutba
girmek karşıt görüşü de beraberinde getirecektir. Kutupsuz kalmayı, bizim ülkemiz
takım tutar gibi parti tuttuğundan gerçekleştiremez. Bunu gerçekleştiren
toplumlarda da kutupların ayrı kalmasına gerek kalmaz halbuki. Bu yol Osmanlı
yönteminden daha gelişmiş bir refah ortamıdır. Ortadaki görüş millette “yaşasın
devlet” devlette de “yaşasın millet” yöntemidir. Kimse bir görüş karmaşasıyla
birbirine kin tutmaz. Yanlış yanlıştır ve buna hür mahkemeler karar verir
ancak. Kültür yapısı da dahil laik, demokrat ve serbest piyasa ekonomisiyle
yönetilen federal cumhuriyetler. Amerika bunu geliştirmeye devam ediyor. Bunu
ortaya çıkarırken bir soykırım yapması tezattır ama bu gün Amerika’da doğan bir
ırkçı Alman dahi “ben Amerikalıyım” diyebiliyor.
Oysa
ben iktidar hakkında görüşümü söylersem bir kutba, ya hain ilan ediliyorum ya
da muhalif gruplar tarafından ümit ışığı. Alakasının olmaması bir yana; bugün
hain ilan edilen insanların görüşlerinin hiç dinlenilmeyip muhaliflerin de neye
muhalif olduğunu bilmemesi, artık dava için edilen kavgalardan davanın da
çıktığını ve yerini kuru kavgaya bıraktığını gösteriyor.
Bir
AKP’liye derseniz ki bu kadar üniversitenin açılması ya da bölünüp rakamla
yüksek öğrenimin sağlanması hatadır; onlar size rahat ve yerinde eğitimden
bahsedebilir ve tutarlı bir yanı da vardır. Dinlerseniz bir AKP’liye bu konuda
ne kadar katılabileceğinizi öğrenirsiniz. Bir CHP’liye aynı konuyu sorarsanız
bence onun elinde daha fazla argümanı vardır ve der ki; bu kadar üniversite
açmak bize yetişmiş personel değil, zamanını niteliksiz hocalarla dolu
niteliksiz bir üniversitede harcamış niteliksiz bir personel sağlar. Görürsünüz
ki bu adam da bir hain ya da geri zekalı değil. Öyle ki iki taraf da aslında
milletin iyiliğini ister bir tutum sergiliyor. İçlerinde “senin beynini
yıkıyorlar”, “peşkeş çekmek için üniversite yapıyorlar” diye asılsız ya da aslı
varsa da delili bulunmaya yeltenilmeyen boş iddialı insanlar da
olacaktır. Bu boş iddialı insanların tek derdi ise "benden olmayan olmasın" mantığıdır. Bu güruhlar olabildiğince ayrı tutulması gerekir. Buna en doğru
örnek mecliste partilerin gruplaşarak oturması iken; onlar yine de kavga ederek
örnek olamayacaklarını gösterirler. Sen iyi bir örnek ol, sabit ya da birinin
sana öğrettiği herhangi bir görüşünün olmasına gerek yok. Hak olanı senin
partine rakip bir parti savunuyorsa o gerçeği, o doğruyu da savun. Eğer yol
gerekiyorsa millete, köprü gerekiyorsa, kanal gerekiyorsa savun ama eğer beni
sömürmek için yapılacaksa karşı durmayı bil.
AKP’li bir anne oğlunun açlığına
ağlarsa bir gün; emin ol o gün CHP’linin ya da HDP’linin de annesi de aynı sebebe, kendi oğullarının açlığına ağlayacaktır. Aynı ağlar hepsi, Deniz Gezmiş ve Yazıcıoğlu'nun sevenleri gibi... Hakk’ı olan konuşsun şimdi doğru partiyi!
Başlık buradan aklımda kalmış; Bir Minik Mikrofon (Ceza)
Başlık buradan aklımda kalmış; Bir Minik Mikrofon (Ceza)






0 Cevap