(Okurken Parçayı Açmanızı Tavsiye Ederim)
Meğer memleketimizin şartları bunlarmış. Meğer göç edilirmiş her kış bu yayladan. Öğrendik ama yaz kadar kış yaşayınca insan, unutuyor papatyanın kokusunu. Daha da bir üzüm bitmez şu dallarda diyedurduk unutup tüm yeşili. Keşmekeş bir mevsimdir oysa kış. Herşey vardır, durur öyle boydan boya yaprağı dökülmüş ağaçlar. Vardır ama ancak yok olmaya. Kış bu ağaçları ya yanmaya hazırlar, ya bir yeni yaprağa gebe bırakır.
Bıraktı da. Kışın kahrını çekmeye nail her daldan bir tomurcuk gösterdi kendini. Umudun resmidir ilk cemreyi karşılayan uyanışlar. Uzunca bir kış geçirmiş toprağın her katmanı yavaş yavaş vedalaşır don ile. Buz tutmuş sular gösterir kendini bir sabah. Kar yağmaz olmuştur bir süredir. Bir ılık yağmur da yerdeki karı eritir. Berrak, bulutsuz bir havada yükselen güneşli günde boynu bükük bir yeşil zerre. Önceki bahardan olsa gerek aklında bu cennetten kovuluşu. İlk filizin boynu bükük, kuşlar da ötüyor ama öteki kuşlara değil, güneş nazlı mı nazlı, sakin akan dere, acelesiz rüzgarlar var artık gülüm. Şükre durmuş kainat, ikinci bir bahar için.







0 Cevap